Has Gündem

Gündemin Takipçisi

Etiket Arşivi: abdullah demirhan

Halkın partisi CHP değil HAS Partidir!.

Nergis KAVALCI`nın röportajı.. / HABERFORM

Tabiri caiz ise, çiçeği burnunda bir parti has parti. İlginç olan ise bu çiçeği koklayanların, koklamaya doyamadıkları.. Evet HAS Parti kurulduğu günden bu yana inanılmaz bir hızla büyüyor.. Hayır; hayır sanmıyorum. Sebep Saadet Partisi’nden olaylı bir şekilde ayrılışları değil. Bu büyüme bu kadar basit ve magazinsel bir nedene bağlanamaz elbette! Sebep başka olmalı.

Bu düşüncelerle HAS Parti Fatih İlçe Başkanlığı`na yol alırken, kafamdaki sorulara yanıt bulacak, merakımı gözümle görerek giderecek olmanın sevincini yaşıyordum.

HAS Parti İstanbul İl Başkanı Sayın Abdullah Demirhan’la konuşurken, liderleri Sayın Numan Kurtulmuş’un neden “AK Parti’nin tek alternatifi biziz” diyecek kadar iddialı olduğunu daha iyi anladım. Başta Abdullah Bey olmak üzere orada canhıraş çalışan herkesin tek bir derdi vardı: Temiz siyaset yapmak..
Yalandan arındırılmış, kavgadan soyutlanmış, halka hizmeti önceleyen bir siyaset.

İnanın bu taraflı bir yorum değil, tamamen objektif olarak yaptığım bir gözlem..

Bu röportajda HAS Parti’nin kuruluş sürecinde yaşananları ve HAS Parti hakkında merak ettiğiniz daha bir çok şeyi partinin İstanbul İl Başkanı Abdullah Demirhan’ın ağzından dinlerken, Demirhan’ın AK Parti ile alakalı çok önemli iddialarını da okuyacaksınız.

Dilerseniz sorularımıza samimiyetle cevap veren Sayın Demirhan’a kulak verelim;

HAS Parti yeni bir parti.. Dolayısıyla yapılacak bütün tanımlamalar da yeni olacaktır. Öncelikle Abdullah Demirhan kimdir? Böyle yeni bir oluşum içinde yer almasının nedeni nedir?

1970`de İstanbul`un Fatih ilçesinde doğdum. Aslen Erzurumluyuz. Fakat ben, İstanbullu olarak tanımlıyorum kendimi. Bu şehirde doğdum. İlk, orta ve lise eğitimimi bu şehirde tamamladım. 1992`de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldum.

Siyasi çalışmalar bakımından da daima İstanbul`a katkı verme çalışmaları içinde oldum.

“Neden HAS Parti’de içinde yer alıyorsunuz” sorunuza gelince;

HAS Parti aslında münferit olaylar sonucunda kurulmuş bir parti değildir. HAS Parti bir medeniyet hareketidir.
Tarihimizden, inancımızdan beslenen ve halkın taleplerini önceleyen, uzun soluklu geniş katılımlı Türkiye’nin tamamını kucaklayan bir hareket olarak yola çıktık. Ben belki Saadet Partisi’nden gelmiş olabilirim. Ama CHP’den gelen MHP’den gelen veya başka herhangi bir partiden gelen, benim kadar söz sahibidir bu partide. Görevlendirmeler de yapılırken sadece tecrübeye ve liyakate bakılır.

Refah Partisi’nde il başkan yardımsıydım. Saadet Partisi’nde de yine il başkan yardımcısıydım. Devamlı olarak seçimler, mitingler geçirmiş olmamdan ve HAS Parti’nin misyonuna vakıf olmamdan dolayı arkadaşlar beni bu göreve uygun buldular.

HAS Parti diğer partilere benzemez diğer partileri de dışlamaz.. HAS Parti bir seçim partisi değil, bir medeniyet hareketidir. Bu yüzden buradayım..

Bir partide lider çok önemli.. Örneğin AK Parti Başbakan Erdoğan’dan bağımsız bir parti olarak düşünülemiyor. Sizce halkımız Numan Kurtulmuş’u ne kadar kucaklayacak?
Numan Kurtulmuş HAS Parti’nin genel başkanıdır ve Medeniyet Hareketi’ni en iyi anlatan kişidir. Ve halkımız Numan Bey’in başta üslubunu çok sevdi; ama en önemlisi ona inandı.
Çünkü Numan Bey bu partiyi kurarken belli bir ideolojiye bağlı kalmadan sadece sağdakini kucaklayan, ya da sadece soldakini kucaklayan bir anlayışla hareket etmedi. HAS Parti sadece belli hassasiyetleri olanlara değil, Türkiye’nin yüzde 100’üne talip.
Bir başka neden de, Genel Başkanımız Numan Kurtulmuş Saadet Partisi genel başkanlığını bırakırken de kavga olmasın diye koltuğa asla bağlı kalmadı. Her şeyi bırakıp gitti.
Biz yolumuza devam ediyoruz. Her yerden büyük ilgi büyük teveccüh var.

Ayrılış sürecinizdeki kavgalar ve bu kavgaların sebeplerine dönmek istemiyorum. Fakat böyle bir anlayış; yani yüzde 100’ü kucaklayan bir siyaset Saadet Partisi içinde mümkün değil miydi?

Değildi.. Hayır.. Orası bütün Türkiye’yi kapsayacak ve parti içine dahil edip ona yönelik söylem geliştirecek olan bir çatı değildi. Türkiye’nin tamamını kucaklayacak bir siyaseti ancak HAS Parti yapabilir.

Peki HAS Parti’nin özlü bir siyaset tanımı var mıdır? Bu tanım içinde sizi diğer partilerden ayıran en önemli farkınız nedir?

Bizi diğer partilerden ayıran en önemli farkımız, HAS Parti özgürlüklerden yana bir partidir. Kastımız sadece şahsi özgürlüğümüz değil; bizim dışımızdaki insanların da özgürlüklerinin kendilerine tanınmasından yanayız. Aynı zamanda adaletle insanların devlet tarafından yönetilmesinden yanayız. Dünyadaki kaynakların ve Türkiye’deki kaynakların hakça paylaşımından yanayız. Ve anti emperyalist bir partiyiz. Türkiye’nin Amerika tarafından yönlendirilmesine, sadece Türkiye’nin değil dünyanın herhangi bir ülkesinin de başka bir ülke tarafından sömürülmesine karşıyız.

Bu biraz “Milli Görüş” anlayışıyla bağdaşıyor sanırım..

Yooo anti emperyalizm biliyorsunuz sol jargon tarafından ilk dillendirildi. Ancak Erbakan tarafından da seslendirilmiştir. Ama bu bizim de savuna geldiğimiz fikirlerinden biridir.

“Siyasette kavga yok” diyorsunuz? Nasıl olacak bu? Türkiye alıştı artık.. Edinilmiş alışkanlıkları değiştirmek zor olmayacak mı? Sanki “daha çok bağıran daha çok iş yapacakmış” gibi algılanıyor ülkemizde.
Eleştirmeyecek misiniz? Yanlış yapıldığında bunu halka nasıl anlatacaksınız? Üslubunuz ne olacak?

Şimdi biz ülkeyi yöneten insanların doğru yaptıklarında vicdan sahibi insanlar olarak bunları söyleyeceğiz. Yanlış yaptıkları zamanda sadece oy kazanmak için değil milletimizi düşündüğümüz için yanlışın düzeltilmesi için sesimizi en yüksek tondan çıkaracağız. Hatta bunu sadece karşı çıkarak değil, yanlışla ilgili alternatif projelerimizi de sunacağız.

Örneğin 12 Eylül Referandumunda “Yetmez ama evet” dedik. Anayasa değişiklik paketi istediğimiz yeterlilikte olmasa da doğru bulup evet dedik.
Alternetif olarak da ne dedik;
Seçim sisteminin değiştirilmesi lazım.
Siyasi partiler yasasının değişmesi lazım.
Milletvekillerinin sadece parti genel başkanı tarafından değil, dar bölge seçim sistemiyle seçilmesi lazım.
O zaman seçilen milletvekillerinin halk tarafından denetlenmesi de kolay olur.
Anayasa o zaman tam manasıyla halkı temsil etmiş olur. Bugün milletvekili olmak genel başkanın iki dudağının arasında. Sonrasında ise o vekiller genel başkanlarına yaranmak için çalışıyorlar ve halktan kopuk oluyorlar.

Sonuç olarak kavgacı üslup bağıran üslup bize oy getirecekse biz bundan her zaman uzak olacağız. Ancak yine ülkemizin menfaatine vatandaşın menfaatine eğer bağırılması gerekiyorsa da halkımız için bağıracağız. Kavga edilmesi gerekiyorsa edeceğiz, meydanlara çıkılması gerekiyorsa çıkacağız.

Gerçeklerinizi halka nasıl ulaştırıyorsunuz? Hangi kanalları kullanıyorsunuz?

Sorunuz isabet oldu. Bugün meclisteki partilerin üzerinde tek uzlaştıkları konu, partilere yardım konusudur. Meclisteki partiler seçim hazırlıkları sürecinde çok büyük paralar harcıyorlar tanıtımlarını yapmak için. Bu tabii diğer parti açısından haksız rekabete yol açıyor. Bu paralarla gerçek olmayan tanıtımlarını yapabiliyorlar.

Biz ise bir halk hareketiyiz. Üyelerimizin yardımlarıyla ayakta durmaya ve kendimizi tanıtmaya çalışıyoruz. Tanıtımızı bizzat teşkilat mensubu üyelerimizle yapıyoruz. Bütün faaliyetlerimizi, sokaklarda kahvehanelerde meydanlarda insanlara dokunarak birebir iletişime geçerek yapıyoruz.

Buna rağmen tabii ki çok büyük bir gençlik, büyük idealist bir üniversite gençliği var. O anlamda sosyal medyayı facebook’u twitter’ı en iyi kullanan partiyiz.

Kısa bir süre önce, yanı bundan bir yıl önce farklı bir parti içinde yer alıyordunuz. Sormak istediğim Saadet Partisi içindeki siyasi hedeflerinizle HAS Parti içindeki siyasi hedefleriniz arasında farklılıklar var mı?

Şimdi şunu iyi anlamak lazım. HAS Parti sadece Saadet partisinden gelenlerin kurduğu bir parti değil, diğer partilerden de gelen insanların bir araya gelerek kurduğu bir partidir. Vicdan sahibi, özgürlüklerden yana olan, mevcut yönetimden ve mevcut anlayışlardan şikayet eden insanlar bu partide toplandı. Sosyal adaletin sağlanmasından yana olan herkes burada toplanıyor.

Son sözünüz bana nedense Kılıçdaroğlu’nu hatırlattı.

Cumhuriyet Halk Partisi hiçbir zaman halkın partisi olmamıştır. Hiçbir zaman, sosyal adaleti hükümet oldukları zaman da fiili anlamda uygulamamışlardır. Cumhuriyet Halk Partisi her zaman hizip partisi olmuştur; kendi adının tersine halkın değerlerinden her zaman uzak olmuştur; halkın manevi değerlerini hor görmüştür. O anlamda Türkiye’ye sosyal adaleti getirebilecek en son partidir diyebiliriz chp için.

Sayın kılıçdaroğlu’nun başörtüsü konusundaki bakışını biliyoruz. Dolayısıyla da CHP’nin. Ne bir insan hakkı olarak, ne de dini hassasiyet olarak tölerans gösterilmiyor başörtüsüne parti içinde.

Sorularım arasında yoktu; ama sırası gelmişken sorayım. Has partinin başörtüsü sorununa yaklaşımı nedir?

HAS Parti bunu bir insan hakkı olarak kabul eder. Bunu bir sorun olarak bile görmez. Biz kadınlarımızın üniversitelerde, okullarda hatta kamuda dahi başörtülü olabilme hakkını kullanmalarından yanayız. Dahası insanların istedikleri gibi giyinebilme hakkına sahip olmaları lazım. HAS Parti bu konuyla ilgili elinden geleni yapacaktır.
Tabii bu sadece Başörtüsü hakkı değil, Alevilerin hakları gibi diğer haklar noktasında da HAS Parti kendisini sorumlu kabul eder.

“Milli Görüş Gömleğini çıkardınız mı?” Yine Saadet Partisi’nden gelip size oy verecek olan biri “Milli Görüş gömleğini” çıkarmış mı olacak?

Biz takım tutar gibi parti tutmuyoruz. Biz medeniyete inanmışız. Kendi medeniyetimizin dünyaya huzur ve barış getireceği inancındayız. Önceki dönemlerde bunun savunucu başka partidir, önümüzdeki dönemlerde başka partiler olabilir. O anlamda biz takım tutar gibi, yada klişe söylemler üzerinden partileşmeden yana değiliz. Bu biz yarın başkası.. Önemli olan medeniyetin hakim olmasıdır. Biz adaletin hakça paylaşılmasından yanayız. Bu değerleri savunan Saadet Partisi içerisinde birileri olduğu gibi, başka partilerde de vardı. HAS Parti işte bu insanların bir araya gelerek kurduğu bir partidir.

Merak ettiğim bir şey var, Sayın Erbakan’ın dizinin dibinde yetişmiş bir çok isim Türkiye’nin çok önemli noktalarına geldiler. Siyasette önemli görevler üstlendiler. Çoğunluğunun hitabeti çok iyi, anlatım kabiliyetleri oldukça gelişmiş. Sayın Kurtulmuş da bu kişilerden biri olarak yeni bir partinin başına geçti. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Hocanın bizim fikriyatımızda çalışma disiplinimizde emeği var. Ama hocanın olduğu kadar diğer arkadaşların da, diğer fikir adamlarının da, diğer kültür insanlarının da, yaşayan yaşamayan gerek Türkiye’de gerek bölgedeki insanların da, bizim fikir oluşumumuzda bize katkısı var. Ancak hocanın bu süreçte Türkiye’de başarılı olmuş gibi görünen siyasilere öğretmiş olduğu önemli bir husus var; bir hedefe kilitlenip o hedefe ulaşmak için canla başla çalışmayı hoca bize öğretmiştir. O anlamda çok çalışmayı, hedefe kilitlendiğimiz taktirde –Allahın da nasip etmesiyle- başaracağımızı hatta başardığımızı hocadan öğrendik. Fakat gerek fikri gerek manevi dünyamızın oluşmasında, halkımızın isteklerini kendi isteklerimiz önünde görme iddiamızı biz hocadan öğrendiğimiz gibi birçok fikir siyaset insanlarından da öğrendik.

Sizi AK Parti’den ayıran en önemli farkınız nedir? Zira Sayın Numan Kurtulmuş “İktidarın tek alternatifi biziz ”gibi çok önemli bir iddiayı sürekli dillendirmekte. Böyle bir iddiayı cesaretle söylemek için sizi AK Parti’den çok önemli bir farkınızın olması gerekiyor..

En önemli fark HAS Parti Türkiye’li bir partidir. HAS Parti’nin tek bir projesi yoktur ki kaynağını halktan, Anadolu’dan almasın. HAS Parti dünyayı çok iyi bilir, dünyayı çok iyi takip eder; ama Türkiyeli bir partidir. Ancak AK Parti maalesef ve maalesef konjoktürün getirdiği koşullarda, özellikle 28 Şubat ortamında kurulmuş bir partidir. Ve böyle olduğu için AK Parti Türkiye ile ilgili kötü emelleri olan dış güçlerin bu emellerine alet oluyor.

Hımm.. Burası önemli.. Peki “AK Parti dış güçlerin kötü emellerine alet oluyor” diyebilir miyiz?

Tabii olduğu dönemler çok olmuştur.

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.